Tefecilik suçundan yargılanan bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay tarafından 'TCK m. 43/1 (zincirleme suç) hükümlerinin uygulanmaması' nedeniyle bozulursa, bu ne anlama gelir ve yerel mahkemenin ne yapması gerekir?
Bu bozma kararı, sanığın birden fazla tefecilik eylemini, tek bir suç işleme kararı altında, farklı zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, ancak mahkemenin bu durumu göz ardı ederek sadece tek bir eylemden ceza verdiği veya her eylem için ayrı ayrı ceza verdiği anlamına gelir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2020/1501 K. sayılı kararında olduğu gibi, bu durum 'eksik ceza tayini'ne yol açar. TCK m. 43/1'e göre, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi veya aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda, faile tek bir ceza verilir ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bozma üzerine yerel mahkemenin yapması gereken şudur: Sanığın sübut bulan tüm tefecilik eylemlerini tek bir 'zincirleme tefecilik suçu' olarak kabul etmelidir. TCK m. 241 uyarınca belirleyeceği temel cezayı, TCK m. 43/1 uyarınca (eylemlerin sayısı ve niteliğini dikkate alarak) belirli bir oranda artırarak yeni bir hüküm kurmalıdır. Bu, genellikle sanığın alacağı toplam cezanın, bozma öncesi cezadan daha yüksek olmasıyla sonuçlanır. (Kaynak: tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html).