Bir ceza davasında, sanığın 'uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve halüsinasyon gördüğünü' ileri sürmesi karşısında, mahkemenin bu iddiayı ciddi bulmayarak sanığın cezai ehliyeti yönünden bir araştırma yapmadan hüküm kurması hukuka uygun mudur? YCGK'nın 2011/184 K. sayılı kararı bu konuda neyi öngörmektedir?
Hayır, bu durum hukuka uygun değildir ve eksik inceleme nedeniyle bozma nedenidir. Bir sanığın, ceza sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte bir akıl hastalığı veya zayıflığı (uyuşturucu bağımlılığının yol açtığı psikoz, halüsinasyon vb.) iddiasında bulunması halinde, mahkemenin bu iddiayı ciddiye alıp araştırması zorunludur. Mahkemenin, kendi gözlemine dayanarak 'sanıkta anormal bir durum tespit etmedim' şeklindeki bir gerekçeyle bu araştırmadan kaçınması, savunma hakkının ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesinin ihlalidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.09.2011 tarihli, 2011/4-141 E. ve 2011/184 K. sayılı kararında da bu husus vurgulanmıştır. YCGK, 'eroin bağımlısı olduğunu ve halüsinasyon gördüğünü ileri süren sanığın, suç tarihinde ceza sorumluluğunu ortadan kaldıracak ya da azaltacak bir durumun bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre hukuki durumu saptanmadan, eksik incelemeyle karar verilmesi'ni bozma nedeni saymıştır. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, sanığı TCK m. 32 kapsamında bir değerlendirme yapılması için tam teşekküllü bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesine sevk ederek, suç tarihindeki cezai ehliyetinin (algılama ve irade yeteneğinin) tam olup olmadığı, azalmış olup olmadığı veya hiç bulunmadığı yönünde bir sağlık kurulu raporu aldırmak ve kararını bu rapora göre vermektir. (Kaynak: cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html).