Yargı görevi yapanı etkileme suçu (TCK m. 277) iddiasıyla yürütülen bir davada, kendilerine nüfuz edildiği iddia edilen görevli yargıçların tanık olarak dinlenmemesi, Yargıtay tarafından nasıl bir eksiklik olarak görülmektedir?
Yargıtay, bu durumu 'eksik soruşturma/kovuşturma' ve 'maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkesine aykırılık' olarak görmektedir. Yargı görevi yapanı etkileme suçu, doğrudan yargı görevi yapan kişilere (hakim, savcı vb.) yönelik bir eylemi içerir. Dolayısıyla, bu eyleme maruz kaldığı iddia edilen yargıçlar, olayın birincil tanığı konumundadırlar. Onların beyanları, eylemin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini, ne şekilde gerçekleştiğini, failin kastını ve eylemin etkileme boyutuna ulaşıp ulaşmadığını aydınlatacak en önemli delillerden biridir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2008/15780 K. sayılı kararında, 'kendilerine nüfuz edildiği kabul edilen görevli yargıçların olayla ilgili bilgileri olacağı açık olduğu halde, tamamının tanık olarak dinlenmedikleri' tespiti, önemli bir bozma nedeni olarak sıralanmıştır. Mahkemenin, bu kilit tanıkları dinlemeden, sadece diğer dolaylı delillere (iletişim tespit tutanakları vb.) dayanarak hüküm kurması, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılmasını engeller ve eksik inceleme sonucunu doğurur. (Kaynak: cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html).