CMK m. 215'in uygulanmaması, yani tanık dinlendikten veya belge okunduktan sonra taraflara diyeceklerinin sorulmaması, Yargıtay tarafından nasıl bir hukuka aykırılık olarak nitelendirilmektedir? Bu durumun hükmün esasına etkili olup olmadığı ayrıca araştırılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335888

CMK m. 215'in uygulanmaması, Yargıtay tarafından 'savunma hakkının kısıtlanması' ve 'çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali' olarak nitelendirilen, önemli ve mutlak bir usulü aykırılıktır. Bu kuralın ihlali, genellikle hükmün esasına etkili olup olmadığına bakılmaksızın, doğrudan bir bozma nedeni olarak kabul edilir. Çünkü bu kural, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir. Tarafların, aleyhlerine sunulan bir delile (tanık beyanı, belge, rapor vb.) karşı anında ve doğrudan cevap verme, itirazlarını sunma, delilin güvenilirliğini sorgulama ve kendi tezlerini güçlendirme imkanını sağlar. Bu imkan tanınmadan kurulan bir hüküm, tek taraflı bir değerlendirmeye dayanmış olur ve hukuki meşruiyetini yitirir. Yargıtay'ın dosyada yer alan kararlarında (örneğin, Yargıtay 1. CD, 2010/5104 K.; Yargıtay 4. CD, 2017/16133 K.) bu tür bir eksiklik tespit edildiğinde, 'sair cihetleri incelenmeksizin' veya 'doğrudan' bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmesi, bu aykırılığın ne kadar temel ve önemli görüldüğünü göstermektedir. Dolayısıyla, bu aykırılığın hükmün sonucunu değiştirip değiştirmeyeceği yönünde bir varsayımda bulunulmaz; usulün kendisinin ihlali, bizatihi adil yargılanmayı sakatladığı için bozma için yeterlidir. (Kaynak: cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html).