Hırsızlık suçu ile güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155) arasındaki temel ayrım nedir? Malın zilyetliğinin faile 'devredilme' biçimi bu ayrımda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335874

Hırsızlık suçu ile güveni kötüye kullanma suçu arasındaki temel ayrım, suç konusu malın zilyetliğinin faile devredilip devredilmediği ve devrin ne şekilde yapıldığı noktasında toplanır. * **Hırsızlık (TCK m. 141):** Bu suçta, malın zilyetliği failde değildir ve fail, malı zilyedinin 'rızası olmadan' bulunduğu yerden alarak zilyetliği ele geçirir. Zilyetlik, hukuka aykırı bir fiil ile (çalma) elde edilir. Mağdurun mal üzerindeki hakimiyetine onun iradesi dışında son verilir. * **Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155):** Bu suçta ise, malın zilyetliği, mağdurun 'rızasıyla' ve hukuka uygun bir sözleşmesel ilişki (örneğin, kira, ariyet, rehin, vedîa) çerçevesinde, 'muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere' faile devredilmiştir. Suç, zilyetliği hukuka uygun olarak elinde bulunduran failin, bu devir amacının dışına çıkarak mal üzerinde kendi veya başkasının yararına tasarrufta bulunmasıyla veya devir olgusunu inkar etmesiyle oluşur. Dolayısıyla kritik ayrım şudur: Hırsızlıkta zilyetlik rıza dışı ve haksız bir fiille ele geçirilirken; güveni kötüye kullanmada zilyetlik başlangıçta rızaya dayalı ve hukuka uygundur, suç ise bu zilyetliğin sonradan kötüye kullanılmasıyla işlenir. Mağdur malı rızasıyla teslim ettikten sonra fail malı iade etmezse, eylem hırsızlık değil, güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. (Kaynak: hirsizlik-sucu-tck-141.html).