HMK'nın 106. maddesi anlamında bir tespit davası ile HMK'nın 400. maddesi anlamında bir 'delil tespiti' arasındaki temel farklar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335871

Tespit davası (HMK m. 106) ile delil tespiti (HMK m. 400), amaçları, konuları ve hukuki sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklı iki hukuki kurumdur: 1. **Amaç:** * **Tespit Davası:** Bir 'hakkın' veya 'hukuki ilişkinin' varlığını ya da yokluğunu veya bir belgenin sahteliğini kesin olarak saptamayı ve bu konuda kesin hüküm (ilam) elde etmeyi amaçlar. Davanın kendisidir. * **Delil Tespiti:** Henüz açılmamış veya açılmış olan bir davada ileri sürülecek bir vakıanın ispatı için kullanılacak bir delilin, ileride kaybolması veya kullanılmasının zorlaşması tehlikesine karşı, zamanından önce toplanıp güvence altına alınmasını amaçlar. Bir dava değil, geçici bir hukuki koruma tedbiridir. 2. **Konu:** * **Tespit Davası:** Konusu, soyut bir hak veya hukuki ilişkidir (örn: kira ilişkisinin varlığının tespiti, borcun olmadığının tespiti). * **Delil Tespiti:** Konusu, somut bir 'maddi vakıa'dır (örn: kaza sonrası araçtaki hasarın tespiti, inşaattaki ayıbın tespiti). 3. **Hukuki Sonuç:** * **Tespit Davası:** Sonunda verilen karar bir 'ilam' niteliğindedir ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bu karar, tespit edilen hukuki ilişki konusunda tarafları bağlar. * **Delil Tespiti:** Sonucunda verilen karar kesin hüküm teşkil etmez. Sadece bir delili (bilirkişi raporu, tanık beyanı vb.) içeren bir tutanaktır. Asıl davayı görecek olan hakim, bu tespitle bağlı değildir, delili serbestçe takdir eder. HMK m. 106'nın gerekçesinde de bu iki kurumun karıştırılmaması gerektiği ve maddi vakıaların tek başına tespit davasına değil, delil tespitine konu olabileceği açıkça vurgulanmıştır. (Kaynak: hmk-madde-106-tespit-davasi.html).