Bir sanık hakkında hem TCK m. 241 (tefecilik) hem de 5464 sayılı Kanun m. 36 (sahte harcama belgesi düzenleme) suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi, suçların içtimaı kuralları açısından doğru mudur? Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2020/2693 K. sayılı kararına göre doğru hukuki nitelendirme ne olmalıdır?
Hayır, bu eylemden dolayı iki ayrı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi, suçların içtimaı kurallarına aykırıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2020/2693 K. sayılı kararında bu konu detaylı olarak analiz edilmiştir. Karara göre, POS cihazı kullanılarak komisyon karşılığı para verilmesi (POS tefeciliği) eylemi, hukuksal anlamda 'tek bir fiil'dir. Bu tek fiil, hem tefecilik suçunun (TCK m. 241) hem de sahte harcama belgesi düzenleme suçunun (5464 S.K. m. 36) kanuni tanımını ihlal etmektedir. Bu durum, TCK m. 44'te düzenlenen 'farklı nev'iden fikri içtima' halidir. Fikri içtima durumunda faile sadece en ağır cezayı içeren suçtan ceza verilir. Ancak Yargıtay, bu olaya daha derin bir analizle yaklaşmıştır. Kararda, failin asıl kastının (amaç suç) tefecilik yoluyla kazanç sağlamak olduğu, sahte harcama belgesi düzenleme eyleminin ise bu amaca ulaşmak için kullanılan bir 'araç suç' niteliği taşıdığı belirtilmiştir. Bu durumda, araç suç olan sahte belge düzenleme fiilinin, amaç suç olan tefecilik fiili içinde eridiği ve tek bir suçun (tefecilik) oluştuğu kabul edilmiştir. Bu, bir nevi 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisi veya 'amaç-araç suç' ilişkisi olarak yorumlanabilir. Sonuç olarak, doğru hukuki nitelendirme; sanığın eyleminin sadece TCK m. 241'deki tefecilik suçunu oluşturduğu, 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinden ise ayrıca ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde olmalıdır. (Kaynak: tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html).