Bir ceza davasında, sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'dan hangisinin lehine olduğunun tespiti nasıl yapılır? Mahkemenin gerekçesinde bu karşılaştırmayı nasıl göstermesi gerekir?
Sanığın eyleminin hangi kanun kapsamına girdiği ve hangi kanunun lehe olduğunun tespiti, TCK m. 7/2 ve 5252 sayılı Yürürlük Kanunu'nun m. 9/3 uyarınca yapılır. Bu işlem, 'lehe kanun uygulaması' olarak bilinir ve ceza hukukunun temel bir ilkesidir. Mahkemenin izlemesi gereken yöntem şudur: 1. **Ayrı Ayrı Uygulama:** Mahkeme, somut olaya hem suç tarihinde yürürlükte olan eski kanun (765 s. TCK) hükümlerini hem de sonradan yürürlüğe giren yeni kanun (5237 s. TCK) hükümlerini, tüm unsurlarıyla (ceza miktarı, indirim sebepleri, artırım nedenleri, erteleme, seçenek yaptırımlar, tekerrür vb.) ayrı ayrı uygulamalıdır. 2. **Bütünsel Karşılaştırma:** Her iki kanuna göre ortaya çıkan somut sonuçlar (netice ceza, infaz rejimi vb.) bir bütün olarak karşılaştırılır. Sadece temel ceza miktarlarına bakmak yeterli değildir. Örneğin, bir kanunda hapis cezası daha az ama adli para cezası daha fazla olabilir veya birinde erteleme mümkünken diğerinde olmayabilir. 3. **Gerekçede Gösterme:** Mahkeme, bu karşılaştırmayı Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde açıkça ve ayrıntılı olarak gerekçeli kararında göstermek zorundadır. 'Sadece maddelerde öngörülen cezalar değerlendirilerek' bir sonuca varılması yeterli değildir. Hangi kanunun, hangi nedenlerle sanık lehine olduğunun somut olarak ortaya konulması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2008/15780 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin bu karşılaştırmayı denetime olanak verecek şekilde gerekçesinde göstermeden karar vermesi bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. (Kaynak: cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html).