Tefecilik suçunun ispatında, sanık ile borç alan kişi arasında yakın akrabalık veya iş ilişkisi bulunmamasının delil değeri nedir? Yüksek miktardaki bir paranın bu kişiler arasında karşılıksız verilmesi nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335852

Sanık ile borç alan kişi arasında önceden gelen bir yakın akrabalık, samimi arkadaşlık veya ticari bir ilişki bulunmaması, tefecilik suçunun ispatında önemli bir kriterdir. Hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine göre, insanlar arasında bu tür bir bağ yokken, günün ekonomik koşullarında önemli sayılabilecek miktarlardaki paranın herhangi bir karşılık (faiz, komisyon vb.) beklenmeden ödünç verilmesi olağan ve makul değildir. Yargıtay kararlarında bu husus sıkça vurgulanmaktadır (Örn: Yargıtay 5. CD - Karar: 2016/5665). Sanığın 'sadece yardım amaçlı, karşılıksız borç verdim' şeklindeki savunması, bu durum karşısında zayıf kalır. Mahkeme, bu savunmanın inandırıcılığını değerlendirirken, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini, verilen paranın miktarını ve geri ödeme koşullarını (örneğin, alınan senedin bedelinin verilen paradan yüksek olması) dikkate almalıdır. Arada bir ilişki olmamasına rağmen yüksek miktarda para verilmesi, eylemin 'kazanç elde etme amacıyla' yapıldığına, yani tefecilik suçunun manevi unsurunun varlığına dair kuvvetli bir karine oluşturur. (Kaynak: tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html).