Bir tefecilik davasında, sanığın eylemlerinin zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, başka bir mahkemede aynı sanık hakkında derdest olan veya kesinleşmiş olan diğer tefecilik davalarının rolü nedir? Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken usul nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335848

Tefecilik suçu, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişiye karşı değişik zamanlarda işlendiğinde zincirleme suç (TCK m. 43) olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle, bir sanık hakkında yürütülen tefecilik davasında, onun geçmişteki veya eş zamanlı diğer tefecilik eylemlerinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/5786 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, mahkemenin, sanık hakkında başka mahkemelerde açılmış tefecilik davaları olup olmadığını araştırması zorunludur. Eğer başka bir dava derdest ise, dosyaların birleştirilmesi; eğer kesinleşmiş ise, o dosyanın onaylı bir suretinin getirtilerek incelenmesi gerekir. Bu inceleme sonucunda, eylemler arasında hukuki bir kesinti (örneğin, önceki bir iddianamenin tarihi) olup olmadığı ve TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir. Bu araştırma yapılmadan, eylemin bütünlüğü ve hukuki niteliği tam olarak anlaşılamayacağından, eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırıdır. (Kaynak: tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html).