Tefecilik suçunda suçun mağduru olarak Hazine'nin kabul edilmesi ve davaya katılması gerektiği yönündeki Yargıtay kararlarının hukuki gerekçesi nedir?
Tefecilik suçunda Hazine'nin (Maliye Bakanlığı'nın) suçtan zarar gören olarak kabul edilip davaya katılması gerektiği yönündeki Yargıtay kararlarının hukuki gerekçesi, bu suçun niteliği ve koruduğu hukuki yarar ile ilgilidir. TCK m. 241'de düzenlenen tefecilik suçu, kanunun sistematiği içinde 'Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar' başlığı altında ve 'Topluma Karşı Suçlar' kısmında yer almaktadır. Bu, kanun koyucunun tefecilik eylemiyle sadece borç alan bireyin değil, öncelikli olarak genel ekonomik düzenin ve kamu maliyesinin zarar gördüğünü kabul ettiğini gösterir. Hukuki gerekçeler şunlardır: 1. **Korunan Hukuki Yarar:** Suçla korunan asıl hukuki yarar, bireyin malvarlığından ziyade, devletin para ve kredi politikasının işleyişi, ekonomik istikrar ve kamu düzenidir. 2. **Vergi Kaybı:** Kayıt dışı para hareketleri ve faiz gelirleri nedeniyle devlet, vergi kaybına uğramaktadır. Bu durum, Hazine'nin suçtan doğrudan maddi bir zarar gördüğünü ortaya koyar. 3. **Suçun Mağduru:** Bu suçun doğrudan mağduru, ekonomik düzenin sahibi olan toplum, yani devlettir. Faizle borç alan kişi ise, hukuka aykırı bir ilişkinin tarafı olduğu için 'suçun mağduru' değil, 'ihbar eden' veya 'pasif fail' konumundadır. Bu nedenlerle Yargıtay, tefecilik suçundan açılan kamu davalarında, suçtan doğrudan zarar gören Hazine'ye (Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'ne) CMK m. 234 uyarınca duruşmaların bildirilmesi ve davaya katılma hakkının tanınması gerektiğini, bu yapılmadan hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğunu istikrarlı bir şekilde belirtmektedir (Örn: Yargıtay 5. CD - Karar: 2015/12237). (Kaynak: tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html).