Hırsızlık suçunda zilyedin 'rızası' hukuki olarak nasıl bir nitelik taşır? Hukuka uygunluk sebebi mi, yoksa suçun unsurunu ortadan kaldıran bir durum mudur? Rızanın zamanlaması ve geçerliliği suçun oluşumunu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335834

Hırsızlık suçunda zilyedin 'rızası', bir hukuka uygunluk nedeni değil, suçun tipikliğini ortadan kaldıran bir durumdur. TCK m. 141'in kanuni tanımında 'Zilyedinin rızası olmadan...' ifadesine yer verilerek, rızanın yokluğu suçun maddi unsurunun bir parçası haline getirilmiştir. Bu nedenle, zilyedin geçerli bir rızası varsa, suçun kanuni tanımındaki unsur eksik olacağından fiil en başından itibaren hırsızlık suçunu oluşturmaz. **Rızanın Zamanlaması:** Suçun oluşumunu engelleyecek rızanın, 'alma' fiilinden önce veya en geç fiil sırasında mevcut olması gerekir. Failin malı aldıktan sonra zilyedin verdiği rıza (icazet), işlenmiş olan suçu ortadan kaldırmaz. Ancak bu durum, şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık gibi kurumlar çerçevesinde sonuç doğurabilir. **Rızanın Geçerliliği:** Rızanın hukuken bir sonuç doğurabilmesi için, rızayı açıklayan kişinin (zilyedin) rıza açıklama ehliyetine sahip olması gerekir. Örneğin, 18 yaşından küçük bir çocuğun veya akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü olmayan bir kişinin verdiği rıza, her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmeli ve geçerli kabul edilmeyebilir. Geçersiz bir rıza, fiili suç olmaktan çıkarmaz. Ayrıca, hile ile sakatlanmış bir rıza dolandırıcılık suçunu, cebir veya tehdit ile elde edilmiş bir rıza ise yağma suçunu gündeme getirebilir. (Kaynak: hirsizlik-sucu-tck-141.html).