Sahipsiz bir malı veya yolda bulunan (kaybedilmiş) bir malı alıp sahiplenmek TCK m. 141 kapsamında hırsızlık suçunu oluşturur mu? Bu eylemlerin hukuki nitelendirmesi nasıl yapılmalıdır?
Hayır, her iki eylem de TCK m. 141 kapsamında hırsızlık suçunu oluşturmaz. Aralarında önemli bir hukuki fark vardır: 1. **Sahipsiz Malın Sahiplenilmesi:** Türk Medeni Kanunu m. 767'ye göre, 'sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle zilyetliğine geçiren kimse, onun maliki olur.' Hırsızlık suçunun maddi konusu 'başkasına ait' bir maldır. Sahipsiz malın ise bir başkasına ait olma unsuru yoktur. Dolayısıyla, sahipsiz bir malı alıp sahiplenmek suç değildir, hukuka uygun bir mülkiyet edinme yoludur. 2. **Kaybedilmiş Mal Üzerinde Tasarruf:** Mağdur tarafından 'kaybedilmiş' bir mal, sahipsiz değildir; hala bir maliki ve zilyedi (kaybeden kişi) vardır. Ancak bu malı bulan kişinin eylemi, zilyedin hakimiyet alanından 'alma' fiilini içermediği için hırsızlık suçunu oluşturmaz. Bu eylem, TCK m. 160'ta özel olarak düzenlenen 'Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf' suçunu oluşturur. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 02.10.2019 tarihli, 2019/10335 E. sayılı kararında da okul önünde bulunan telefonun sahibi aranmadan sahiplenilmesi eyleminin TCK m. 160 kapsamında olduğu belirtilmiştir. Bu suçun cezası, hırsızlık suçuna göre çok daha hafiftir ve şikayete tabidir. (Kaynak: hirsizlik-sucu-tck-141.html).