Bir ceza davasında sanığın temyiz aşamasında ölmesi durumunda Yargıtay'ın nasıl bir usul izlemesi gerekir? Özel Daire'nin düzelterek onama kararı vermesi ile kamu davasının düşürülmesi kararı verilmesi seçeneklerini, YCGK'nın 2012/132 K. sayılı kararı ve TCK m. 64 çerçevesinde karşılaştırınız.
Sanığın temyiz aşamasında, yani hüküm kesinleşmeden önce ölmesi halinde, Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi hükmünü veya kendi onama kararını bozarak 'kamu davasının düşürülmesine' karar vermesi gerekir. TCK m. 64/1 'Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir.' hükmünü amirdir. Hükmün kesinleşmesinden sonra ölüm halinde ise TCK m. 64/2 uygulanır ve sadece cezanın infazı ortadan kalkar. YCGK'nın 03.04.2012 tarihli, 2011/3-422 E. ve 2012/132 K. sayılı kararında bu durum net bir şekilde açıklanmıştır. Olayda, Özel Daire, sanığın öldüğünden habersiz olarak ilk derece mahkemesi kararını 'düzelterek onamıştır'. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın onama kararından önce öldüğünü tespit ederek bu karara itiraz etmiştir. YCGK, itirazı kabul ederek şu usulü izlemiştir: 1. Özel Daire'nin 'düzelterek onama' kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Çünkü sanık öldüğü için hükmün kesinleşmesi önlenmelidir. 2. İlk derece mahkemesi hükmünün, 'sanığın ölmüş olması sebebiyle' bozulmasına karar vermiştir. 3. Yeniden yargılama gerektirmeyen bu durumda, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, sanık hakkındaki kamu davasının TCK m. 64 ve CMK m. 223 uyarınca 'düşmesine' karar vermiştir. Sonuç olarak, temyiz aşamasında sanığın ölümü halinde, onama veya düzelterek onama kararı verilemez; dava düşürülmelidir. Karşı oyda belirtilen 'Yargıtay dosyadaki mevcut belgelere göre karar verir' argümanı, ölüm gibi davanın esasına etki eden ve kamu düzenine ilişkin bir durumda çoğunluk tarafından kabul görmemiştir. (Kaynak: cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html).