Bir ilk derece mahkemesi kararının verilme tarihi, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden (20.07.2016) önce ise, bu karara karşı verilen 'tavzih talebinin reddi' gibi bir ek karara karşı hangi kanun yoluna başvurulmalıdır? İstinaf mı, temyiz mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/6446 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir ilke ortaya koymaktadır?
Bu durumda 'temyiz' kanun yoluna başvurulmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2018 tarihli, 2017/6446 E. ve 2018/6682 K. sayılı kararı, bu konuda önemli bir ilke ortaya koymaktadır. Kural, 'ek kararların, asıl kararın tabi olduğu kanun yoluna tabi olması'dır. Somut olayda, asıl boşanma kararı 11.11.2009 tarihinde, yani Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlamadan önce verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi uyarınca, BAM'ların göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı HUMK'un temyize ilişkin hükümleri uygulanmaya devam eder. Bu nedenle, asıl karar 'temyiz' kanun yoluna tabidir. Tavzih talebinin reddine ilişkin ek karar da, asıl kararın bir parçası niteliğinde olduğundan, aynı kanun yoluna, yani 'temyize' tabidir. İlk derece mahkemesinin bu ek karara karşı 'istinaf yolu açık olmak üzere' karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu başvuruyu inceleyerek esastan reddetmesi hatalıdır. Yargıtay, bu nedenle öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ardından ilk derece mahkemesinin usule aykırı olarak verdiği ek kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasına karar vermiştir. (Kaynak: hmk-madde-353-durusma-yapilmadan-verilecek-kararlar.html).