Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin, tutuklu yargılanan bir sanığa, isnat edilen suç CMK m. 150/3 kapsamında olmasa bile, müdafi görevlendirilmeden yargılama yapılmasını 'adil yargılanma hakkının ihlali' olarak görmesinin hukuki dayanağı nedir? Bu görüş, CMK m. 101/3 hükmünü genişletici bir yorum olarak kabul edilebilir mi? Eleştirel bir değerlendirme yapınız.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin anılan kararlarının (örneğin 29.11.2017, 2017/2257 E.) hukuki dayanağı, CMK m. 101/3'teki 'ilk tutuklamada zorunlu müdafilik' kuralını, tutukluluğun devam ettiği kovuşturma aşamasına kıyasen genişletme ve bunu Anayasa m. 36 ile AİHS m. 6'daki 'adil yargılanma hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkeleriyle temellendirme çabasıdır. Daireye göre, tutuklu bir sanığın 'delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları' kısıtlı olduğundan, müdafi yardımı olmaksızın yargılanması bu temel hakları ihlal eder. Bu görüş, CMK m. 101/3'ün lafzı ve amacı aşılarak yapılan genişletici ve 'amaçsal (teleolojik)' bir yorum olarak kabul edilebilir. Ancak bu yorum, hukuki açıdan sorunludur: 1. **Kanunilik İlkesine Aykırılık:** CMK m. 101/3, açıkça 'tutuklama istenildiğinde' uygulanacak bir kuraldır ve tutukluluğun devamı için bir zorunluluk öngörmez. Kovuşturma aşamasındaki zorunlu müdafilik halleri ise CMK m. 150'de sınırlı olarak sayılmıştır. Kanunda olmayan bir zorunluluğu içtihatla yaratmak, kanunilik ilkesini zorlar. 2. **İHAS m. 6/3-c ile Uyumsuzluk:** AİHS m. 6/3-c, sanığa kendisini bizzat savunma, seçtiği müdafiiden yararlanma veya imkanı yoksa ücretsiz avukat atanmasını isteme 'hakkı' tanır. Bu bir 'zorunluluk' değil, sanığın iradesine bağlı bir haktır. Sanık müdafi istemediğini beyan etmişse, zorunlu müdafilik hali de yoksa, ona zorla avukat atanması bu hakkın ruhuna aykırıdır. 3. **Pratik Sorunlar:** Tutuklu sanığın dosyaya erişim hakkı zaten mevcuttur. Sanık veya vasisi, mahkemeden her zaman dosya örneği talep edebilir. Bu gerekçe, kanuni dayanağı olmayan bir zorunluluk yaratmak için zayıf kalmaktadır. Sonuç olarak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bu yaklaşımı, sanık haklarını koruma yönünde 'özgürlükçü' bir çaba olarak görülebilse de, pozitif hukuk normlarını (CMK m. 101/3 ve m. 150) zorlayan ve kanunilik ilkesiyle çelişen bir yorumdur. Nitekim YCGK da daha sonra bu genişletici yorumu benimsememiştir. (Kaynak: 05.11.2020-tarihli-ycgk-karari-ve-zorunlu-mudafiligin-siniri)