Hakkında 'konutunu terk etmemek' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanan ve daha sonra beraat eden bir kişi, bu tedbir nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlar için CMK m. 141 vd. hükümlerine göre Devlet'ten tazminat talep edebilir mi? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/2333 E. sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini tartışınız.
Bu konu Yargıtay içinde tartışmalıdır. **Çoğunluk Görüşü (Yargıtay 12. CD, 29.05.2017, 2016/2333 E.):** Çoğunluk görüşüne göre, CMK m. 141'de tazminat istenebilecek koruma tedbirleri (yakalama, tutuklama, arama, elkoyma vb.) sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmıştır. Bu listede 'adli kontrol' tedbiri yer almamaktadır. Bu nedenle, kanunun lafzına bağlı kalınarak, 'konutunu terk etmemek' şeklindeki adli kontrol tedbiri nedeniyle tazminat istenemez. Bu görüşe göre, kanun koyucu adli kontrolü tazminat kapsamı dışında tutmuştur. **Karşı Oy Görüşü:** Karşı oyda, CMK m. 141'in amacının kişi özgürlüğünün haksız kısıtlanmasından doğan zararı gidermek olduğu vurgulanmıştır. 'Konutunu terk etmemek' tedbiri, her ne kadar adli kontrol başlığı altında düzenlense de, niteliği itibarıyla tutuklama gibi kişi özgürlüğünü ve serbest dolaşım hakkını ortadan kaldıran, kişiyi konutunda hapseden ağır bir tedbirdir. Maddi ceza hukukunda kıyas yasak olsa da, ceza muhakemesi hukukunda kişi hak ve özgürlüklerini genişletici yönde kıyas yapılması mümkündür. CMK m. 141'den sonra yürürlüğe giren bu yeni adli kontrol türünün, yarattığı sonuçlar itibarıyla tutuklama ile benzer olduğu ve bu nedenle kıyasen tazminat hükümlerinin uygulanması gerektiği savunulmuştur. Bu görüş, evrensel hukuk ilkeleri ve yasanın ruhuna daha uygun görünmektedir. Ancak, mevcut yasal düzenleme ve Yargıtay'ın baskın görüşü, adli kontrol tedbirleri için tazminat istenemeyeceği yönündedir. (Kaynak: cmk-madde-109-adli-kontrol.html).