Tefecilik ilişkisi kapsamında ödünç para alan kişi, ceza muhakemesinde hangi sıfata sahiptir? Bu kişinin şikayetçi olması ve davaya katılma talebinde bulunması hukuken mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335793

Bu konu Yargıtay kararlarında çelişkili bir şekilde ele alınmaktadır. Bir yanda, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/5447 sayılı kararı gibi bazı kararlarda, faiz karşılığı ödünç para alan kişi suçun 'mağduru' olarak kabul edilmekte ve davaya katılmasına izin verilmektedir. Bu görüşe göre, kişi ekonomik zorluk içinde sömürüldüğü için mağdurdur. Diğer yanda ise, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/749 E., 2021/3171 K. sayılı kararı gibi daha güncel ve baskın olan görüşe göre, tefecilik suçu 'Topluma Karşı Suçlar' bölümünde düzenlenmiştir ve asıl mağduru tüm toplum, yani devlettir (Hazine). Bu görüşe göre, ödünç para alan kişi, iradi olarak bu hukuka aykırı ilişkinin tarafı olduğu için suçun 'pasif faili' konumundadır. Kanun koyucunun suç siyaseti gereği bu kişiyi cezalandırmaması, onu suçun doğrudan mağduru yapmaz. Bu nedenle, bu kişiler ceza davasında 'ihbar eden' sıfatına sahiptir ve suçtan doğrudan zarar görmedikleri için davaya katılma (müdahil olma) hakları yoktur. Bu kişilerin katılma talepleri reddedilmeli, usulsüz olarak katılmalarına karar verilmiş olsa bile bu durum onlara hükmü temyiz etme yetkisi vermez. (Kaynak: tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html).