İHAM'a yönelik 'çifte standart' eleştirileri ve Türkiye'ye karşı 'düşmanlık' beslediği iddiaları, makalede sunulan veriler ışığında nasıl değerlendirilmektedir?
Makalede (Bireysel Başvuru Yollarının Güncel Sorunları), İHAM'ın Türkiye'ye karşı kasıtlı olarak 'kötü davrandığı' veya 'düşmanlık' beslediği iddialarının geçerli olmadığı savunulmaktadır. Bu iddiaların 'kolaycı' bir bakış açısı olduğu ve Türkiye'deki yapısal ve yargısal sorunları göz ardı ettiği belirtilmektedir. Bu tezi desteklemek için şu verilere dikkat çekilmiştir: AYM, kurulduğu 2012'den 2022 sonuna kadar yaklaşık 10 yılda 61.264 başvuruda en az bir hak ihlaline karar vermiştir. İHAM ise çok daha uzun bir sürede Türkiye'ye karşı yapılan başvuruların sadece 3.458'inde ihlal bulmuştur. Bu durum, iç hukukun bir parçası olan AYM'nin, İHAM'dan katbekat fazla ihlal tespiti yaptığını göstermektedir. Dolayısıyla makaleye göre, mesele bir 'önyargı' veya 'çifte standart' değil, Türkiye'nin insan hak ve hürriyetlerine saygı konusundaki kendi iç sorunlarıdır.