CMK m. 23/2'de yer alan 'Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz' kuralının uygulama alanı neden sınırlıdır? Mahkemenin bir sanık hakkında suç duyurusunda bulunması bu kural kapsamında değerlendirilebilir mi?
CMK m. 23/2'de yer alan bu kuralın uygulama alanı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 11. maddesi ile sınırlandırılmıştır. Bu maddeye göre, 'Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası, Kanunun 163 üncü maddesi hükmü dışındaki hallerde uygulanmaz'. CMK m. 163 ise, 'suçüstü hali ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hakiminin de bütün soruşturma işlemlerini yapabilmesini' düzenler. Dolayısıyla, CMK m. 23/2'deki yasak, yalnızca bu istisnai durumda soruşturma işlemi yapan sulh ceza hakimi için geçerlidir. Mahkemenin bir sanık hakkında suç duyurusunda bulunması, her ne kadar soruşturmanın başlamasına neden olan bir işlem olsa da, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre CMK m. 163 kapsamında bir 'soruşturma işlemi yapma' olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle, suç duyurusunda bulunan hakimin durumu, CMK m. 23/2'nin daraltılmış uygulama alanı dışında kalır ve bu maddeye dayanılarak hakimin davaya bakması mutlak olarak yasaklanamaz. Tartışma, daha çok CMK m. 24'teki 'tarafsızlığı şüpheye düşüren hal' üzerinden yürütülmektedir. (Kaynak: suc-duyurusunda-bulunan-hakimin-daha-sonra-yargilamaya-bakan-hakim-olmasi...)