Bir sanık hakkında suç duyurusunda bulunan hakimin, daha sonra aynı sanığın kovuşturma evresindeki yargılamasına katılması, hakimin tarafsızlığı ilkesini ihlal eder mi? Yargıtay'ın bu konudaki farklı daire kararlarını ve doktrindeki görüşleri karşılaştırarak tartışınız.
Bu konu Yargıtay daireleri arasında içtihat birliği olmayan, tartışmalı bir konudur. **İhlal Olduğu Görüşü (Yargıtay 8. CD, 10.12.2020, 2019/18238 E.):** Bu görüşe göre, bir hakim bir kişi hakkında suç işlediği kanaatiyle suç duyurusunda bulunarak aslında o kişinin suçluluğu hakkında bir ön yargı veya kanaat (ihsas-ı rey) oluşturmuştur. Bu hakimin daha sonra aynı kişinin davasına bakması, CMK m. 24'te belirtilen 'tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler' kapsamına girer ve adil/dürüst yargılanma hakkını (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) ihlal eder. Hakim bu durumda davadan çekinmelidir. **İhlal Olmadığı Görüşü (Yargıtay 13. CD, 20.10.2015, 2015/14470 E.; Yargıtay 12. CD, 07.10.2019, 2019/3833 E.):** Bu görüşe göre, suç duyurusunda bulunmak, CMK m. 22 ve 23'te sayılan mutlak yasaklılık hallerinden biri değildir. Suç duyurusunda bulunmak bir soruşturma faaliyeti olarak kabul edilse bile, 5320 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca CMK m. 23/2'nin uygulama alanı CMK m. 163 ile sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla, hakimin suç duyurusunda bulunması ne mutlak bir yasaklılık hali ne de tarafsızlığı şüpheye düşüren bir sebep olarak kabul edilir. Bu görüş, dava ekonomisi ve dosyayı bilen hakimin yargılamayı daha etkin yürüteceği gibi pratik gerekçelere dayanır. **Değerlendirme:** Metnin yazarı, ilk görüşü benimsemektedir. Suç duyurusunda bulunma eylemi, hakimin sanığın suçluluğu konusunda bir kanaate vardığını gösterir ve bu durum objektif tarafsızlığa gölge düşürür. Adil yargılanma hakkının güvenceleri, usul ekonomisi gibi pratik gerekçelerle feda edilemez. Bu nedenle, suç duyurusunda bulunan hakimin aynı davaya bakması, 'hakimin tarafsızlığı' ilkesine aykırıdır. (Kaynak: suc-duyurusunda-bulunan-hakimin-daha-sonra-yargilamaya-bakan-hakim-olmasi...)