Davacı, davalı idare ile arasındaki irtifak hakkı sözleşmesine konu taşınmazların 'sahil yoluna cephesinin bulunmadığının tespitini' istemiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2014/38961 E. sayılı kararı, bu talebi HMK m. 106/3 açısından neden hukuka aykırı bulmuştur?
Yargıtay, bu talebi hukuka aykırı bulmuştur çünkü talep, bir hak veya hukuki ilişkinin değil, bir 'maddi vakıanın' tespitine yöneliktir. HMK m. 106/3, 'Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.' demektedir. Bir taşınmazın bir yola cephesinin olup olmaması, coğrafi bir durumu ifade eden somut bir olay, yani maddi bir vakıadır. Davacı, bu maddi vakıanın tespitiyle, aslında irtifak hakkı bedelinin hesaplanmasına ilişkin hukuki uyuşmazlığı çözmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu, dolaylı bir hedeftir. Dava dilekçesindeki talep, doğrudan bir hukuki ilişkinin (örneğin, 'irtifak hakkı bedelinin X TL olduğunun tespiti') değil, bu ilişkinin temelindeki bir maddi durumun tespitine yöneliktir. Yargıtay'a göre bu tür talepler, delil tespiti kurumuna konu olabilir ancak bağımsız bir tespit davasına konu edilemez. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-106-tespit-davasi.html)