Sanığın, kendisinden faizle borç para aldığını iddia eden kişilere karşı çok sayıda icra takibi başlatmış olması, tefecilik suçunun (TCK m. 241) ispatı açısından nasıl bir delil değeri taşır?
Bu durum, tefecilik suçunun işlendiğine dair kuvvetli bir 'yan delil' veya 'karine' değeri taşır. Tek başına mahkumiyet için yeterli olmasa da, diğer delillerle birleştiğinde sonuca etkili olur. Sanığın, özellikle aralarında ticari bir ilişki olmayan çok sayıda kişiye karşı, genellikle senetlere dayalı olarak icra takibi başlatması, bu senetlerin temelinde gerçek bir ticari alacağın değil, faizle borç para verme ilişkisinin yattığı yönündeki şüpheyi güçlendirir. Mahkeme, bu icra dosyalarındaki borçluları tanık olarak dinleyerek, borcun kaynağının tefecilik olup olmadığını araştırır. Tanık beyanlarının, icra takiplerinin varlığı ile örtüşmesi, sanığın 'kazanç elde etme amacıyla' ve 'süreklilik arz edecek şekilde' bu işi yaptığına dair mahkemenin kanaatini pekiştirir. (Bkz: Yargıtay 5. CD, K. 2016/6425; barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html)