Bir ceza davasında, sanığın suçu işlediğine dair 'rastlantı sonucu elde edilen deliller' (örneğin başka bir suç için yapılan telefon dinlemesinde tesadüfen öğrenilen konuşmalar) hangi koşullarda delil olarak kullanılabilir? Ceza Genel Kurulu'nun 2011/4-141 E. sayılı kararında bu konuda hangi sınırlamaya dikkat çekilmiştir?
Rastlantı sonucu elde edilen delillerin kullanılabilmesi, CMK m. 138/2'deki koşullara bağlıdır. Bu maddeye göre, telekomünikasyonun denetlenmesi sırasında, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandıran bir delil elde edilirse, bu delil ancak CMK m. 135/6'da sayılan katalog suçlardan birine ilişkinse kullanılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında da bu sınırlamaya dikkat çekilmiştir. Kararda, tehdit ve yaralama suçlarının CMK m. 135/6'daki katalogda yer almadığı, bu nedenle bu suçlara ilişkin rastlantısal olarak elde edilen telefon dinleme kayıtlarının kanıt olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu durum, 'hukuka aykırı delillerin' yargılamada kullanılamayacağı ilkesinin bir sonucudur. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html)