Bir sanık, gece evinin penceresinden gelen sesler üzerine, daha önce evine hırsız girmesinin de etkisiyle, pencerenin önündeki karaltıya hırsız zannıyla 13 el ateş ederek eşini öldürmüştür. Sanığın bu eylemi 'doğrudan kastla öldürme' mi, yoksa 'olası kastla öldürme' mi sayılmalıdır? Ayrıca, sanığın 'suçun nitelikli hâlinde hataya düşmesi' (TCK m.30/2) nasıl değerlendirilmelidir?
Makalede (Suçun Nitelikli Halinde Hataya Düşülmesi) incelenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına (2018/27 E., 2019/644 K.) göre, sanığın eylemi 'doğrudan kastla' işlenmiştir. Sanık, pencere önündeki kişiyi 'etkisiz kılmak', yani 'vurmak' amacıyla hareket etmiştir. Bu durumda sanık, kasten öldürme suçunun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek hareket etmiştir. Olası kasttan bahsedilemez çünkü sanığın amacı belirsiz bir neticeyi göze almak değil, doğrudan hedefe ateş etmektir. Ancak, sanık ateş ettiği kişinin eşi olduğunu bilmemektedir. Bu durum, TCK m. 30/2 kapsamında 'suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlinin gerçekleştiği hususunda hataya düşme' olarak değerlendirilir. Sanık, bir insanı öldürme kastıyla hareket etmiş ancak bu kişinin TCK m.82/1-d uyarınca nitelikli hal oluşturan 'eşi' olduğunu bilmemiştir. Bu hatasından yararlanır ve eşe karşı kasten öldürme suçundan (TCK m.82/1-d) değil, kasten öldürme suçunun basit halinden (TCK m.81) sorumlu tutulur. Kararda, yerel mahkemenin olası kastla hüküm kurması aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozulmamış ancak eylemin doğrudan kastla işlendiği vurgulanmıştır.