CMK m. 150/3'teki zorunlu müdafilik kuralının uygulanmasında, 'suçun temel şekli' ile 'suçun nitelikli hali' arasında ayrım yapılmasının, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen 'temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması' ilkesi açısından doğurduğu sorun nedir?
Anayasa m. 13, temel hak ve hürriyetlerin (adil yargılanma ve savunma hakkı dahil) ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlanabileceğini belirtir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, CMK m. 150/3'ü yorumlarken nitelikli halleri göz ardı edip sadece 'suçun temel şeklinin' ceza alt sınırını dikkate alması, kanunda açıkça yer almayan bir sınırlamayı yorum yoluyla getirmektedir. Bu yorum, sanığın savunma hakkını daraltıcı bir sonuç doğurur. Sanık, nitelikli hal nedeniyle fiilen 5 yıldan çok daha fazla ceza tehdidi altında olmasına rağmen, zorunlu müdafi yardımından mahrum bırakılmaktadır. Bu durum, savunma hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik ve ölçülülük ilkelerine aykırı olduğu, çünkü hakkın özüne dokunan ve sanığı daha ağır bir ceza tehdidi karşısında daha zayıf bir konuma düşüren bir yorum olduğu gerekçesiyle Anayasa m. 13'e aykırılık teşkil eder. Makaledeki ve karardaki karşı oylardaki temel eleştiri bu noktadadır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/05.11.2020-tarihli-ycgk-karari-ve-zorunlu-mudafiligin-siniri)