Tefecilik suçu (TCK m. 241) ile tefeciden alınan borç karşılığında verilen senedin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi arasındaki ilişki nedir? İcra takibinin varlığı, tefecilik suçunun ispatında nasıl bir rol oynar?
Tefeciden alınan borç karşılığında verilen bir senedin kendisi, hukuken geçerli bir kambiyo senedidir. Ancak bu senedin dayandığı temel borç ilişkisi (faizli ödünç para verme) hukuka aykırıdır. Senedin ödenmemesi üzerine tefecinin icra takibi başlatması mümkündür. Borçlu, bu takibe karşı menfi tespit davası açarak veya borca itiraz ederek senedin tefecilik ilişkisinden kaynaklandığını ve bu nedenle borçlu olmadığını iddia edebilir. Ceza davası açısından ise, sanığın (tefecinin) borç verdiği kişilere karşı çok sayıda icra takibi başlatmış olması, tefeciliği meslek edindiğine ve kazanç elde etme amacıyla hareket ettiğine dair güçlü bir delil olarak kabul edilir. Mahkeme, tefecilik suçunun ispatı için sanığın taraf olduğu icra dosyalarını getirtebilir ve bu dosyalardaki borçluları tanık olarak dinleyebilir. Dolayısıyla, icra takiplerinin varlığı, tefecilik suçunun sübuta ermesinde önemli bir delil niteliği taşır. (Bkz: Yargıtay 5. CD, K. 2014/6883; barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tefecilik-sucu-cezasi-nedir-tck.html)