Kovuşturma aşamasında, Cumhuriyet savcısının veya sanık müdafiinin, daha önce dinlenen bir tanığın yeniden dinlenmesini veya okunmuş bir belgeye karşı beyanda bulunmayı talep etmesi, CMK'nın hangi ilkesinin bir gereğidir ve mahkeme bu talebi keyfi olarak reddedebilir mi?
Bu talep, CMK'nın temelini oluşturan 'çelişmeli yargılama' (muaraza), 'silahların eşitliği' ve 'doğrudanlık' ilkelerinin bir gereğidir. Tarafların, aleyhlerine olan delilleri sorgulama, onlara karşı kendi antitezlerini sunma ve delilleri bizzat mahkeme huzurunda tartışma hakkı, adil bir yargılamanın vazgeçilmez unsurudur. CMK m. 215 bu hakkın somut bir görünümüdür. Mahkeme, bu tür talepleri keyfi olarak reddedemez. Ancak CMK m. 206/2, delilin ortaya konulması isteminin, davayı uzatmak amacıyla yapıldığını veya reddi için başka bir neden olduğunu (örneğin delilin alakasız olması) düşünürse talebi reddedebilir. Fakat bu ret kararının gerekçeli olması ve savunma hakkını özünden zedelememesi gerekir. Özellikle hükme esas alınacak kritik bir delille ilgili tartışma talebinin reddi, Yargıtay tarafından savunma hakkının kısıtlanması olarak görülür. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-215-dinleme-ve-okumadan-sonra-diyecegin-sorulmasi.html)