Bir ceza davasında zorunlu müdafilik (CMK m. 150) ile isteme bağlı müdafilik arasındaki temel ayrım, sanığın iradesinin rolü açısından nedir?
Temel ayrım, müdafi atanmasında sanığın iradesinin belirleyici olup olmamasıdır. - İstemeye bağlı müdafilikte, kural olarak her sanık bir müdafi yardımından yararlanma hakkına sahiptir, ancak bu bir zorunluluk değildir. Sanık, kendisini bizzat savunmayı tercih edebilir ve müdafi istemediğini beyan edebilir. Mahkeme, sanığın bu iradesine uymak zorundadır. Sadece sanık talep ederse ve kendi müdafii yoksa, barodan bir müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/1). - Zorunlu müdafilikte ise, sanığın iradesinin bir önemi yoktur. CMK m. 150/2 ve 150/3'te sayılan haller (çocuk, malul, sağır-dilsiz olma veya cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması) mevcutsa, sanık açıkça 'müdafi istemiyorum' dese bile, mahkemenin ona bir müdafi görevlendirmesi yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluğa uyulmaması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelen mutlak bir bozma nedenidir (CMK m. 289/1-e). (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/05.11.2020-tarihli-ycgk-karari-ve-zorunlu-mudafiligin-siniri)