Kamu görevlisi olmayan bir kişinin, sahte bir belge düzenleyip bunu resmi bir makama sunarak bir hak elde etmesi durumunda, fiili 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m. 204/1) mi yoksa 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' (TCK m. 206) mı sayılır? Karşı oy gerekçelerinden hareketle bu iki suçun ayrımını yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335659

Bu ayrım, sahteciliğin belgenin kendisinde mi yoksa sadece beyanda mı yapıldığına bağlıdır. - Eğer kişi, dış görünüşü itibarıyla sahte bir belge (örneğin sahte diploma, sahte imza içeren bir rapor) yaratıp bunu resmi makama sunuyorsa, bu eylem TCK m. 204/1 kapsamında 'sahte resmi belgeyi kullanma' suçunu oluşturur. Burada sahtecilik, belgenin maddi varlığındadır. - Eğer kişi, resmi makama herhangi bir sahte belge sunmaksızın, sadece sözlü veya yazılı olarak 'yalan beyanda' bulunuyor ve kamu görevlisi de bu beyana dayanarak, doğruluğunu araştırma yükümlülüğü olmaksızın, bir resmi belge düzenliyorsa, bu eylem TCK m. 206'daki 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçunu oluşturur. Burada belge şeklen sahte değildir, sadece içeriği kişinin yalan beyanına dayanmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 30.04.2024 tarihli kararının karşı oyunda da bu ayrıma dikkat çekilmiştir. Karşı oya göre, sanığın hileyle doktoru aldatarak 'içerik itibarıyla gerçeğe aykırı' rapor düzenletmesi, belgenin kendisi maddi olarak sahte olmadığı için TCK 204/1'i değil, TCK 206'yı oluşturabilir. İki suçun karıştırılması, TCK m. 206'nın uygulama alanını ortadan kaldırma riski taşır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/resmi-belgede-fikri-sahtecilik)