06.02.2023 depremlerinde, bir müteahhidin, deprem yönetmeliğine aykırı olarak ve maliyeti düşürmek amacıyla kalitesiz malzeme kullanarak inşa ettiği bir binanın yıkılması sonucu ölümler meydana gelmiştir. Müteahhidin ceza sorumluluğu değerlendirilirken 'olası kast' ve 'bilinçli taksir' ayrımı nasıl yapılmalıdır? Müteahhidin 'nasıl olsa deprem olmaz' şeklindeki yaklaşımı, hukuki sorumluluğunu nasıl etkiler?
Makalede (Depremlerde Yıkılan Binalardan Doğan Ceza Sorumluluğu) belirtildiği üzere, müteahhidin deprem bölgesinde yönetmeliğe aykırı bina inşa etmesi durumunda, binanın yıkılabileceğini ve insanların ölebileceğini öngörmesi beklenir. Bu durumda 'basit taksir'den söz edilemez. Müteahhidin, ölümleri doğrudan istemesi (doğrudan kast) istisnai bir durumdur. Asıl tartışma, olası kast ve bilinçli taksir arasındadır. Müteahhidin, 'nasıl olsa deprem olmaz' şeklindeki yaklaşımı, jeofizik gerçekler karşısında kabul edilebilir bir güvene dayanmaz; bu, şansa dayalı soyut bir güvendir. Makaleye göre, müteahhidin sırf yüksek kazanç uğruna 'olursa olsun' motivasyonu ile hareket ettiği, yani neticeyi kabullendiği sonucuna varılır. Bu durum, TCK m.21/2'de tanımlanan 'olası kast' ile insan öldürme suçundan sorumluluğu gündeme getirir. Bilinçli taksirin kabulü için failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güven duyması gerekir ki, bu somut olayda böyle bir güvenden bahsedilemez. Dolayısıyla müteahhit, olası kastla insan öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır.