Birleşen bir davada, davacı 'müşterek hesapta bulunan paranın tamamının kendine ait olduğunun tespiti' istemiyle dava açmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/4880 E., 2017/3679 K. sayılı kararında bu davanın akıbeti hakkında nasıl bir değerlendirme yapılmıştır?
Yargıtay, anılan kararında, bu tespit davasının 'hukuki yarar yokluğu' nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Kararın gerekçesi şudur: Asıl davada, diğer hesap sahibi, davalıdan müşterek hesaptan çektiği paranın kendi payına düşen kısmını talep eden bir eda davası açmıştır. Tespit davası açan davacı ise, paranın tamamının kendisine ait olduğu iddiasını bu asıl eda davasında bir 'savunma' olarak ileri sürebilirdi. Eda davasının görüldüğü bir durumda, aynı konuya ilişkin olarak ayrıca bir tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı (HMK m. 106/2) bulunmamaktadır. Mahkemenin işin esasına girerek talebi reddetmesi sonucu itibarıyla doğru olsa da, davanın dava şartı noksanlığı (hukuki yarar yokluğu) sebebiyle usulden reddedilmesi gerekirdi. Bu karar, tespit davasının eda davasına göre tali (ikincil) nitelikte olduğu ilkesinin tipik bir örneğidir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-106-tespit-davasi.html)