HMK m. 106/3'e göre 'Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz' hükmü ne anlama gelir? Bir yapının riskli olup olmadığının tespiti bu kural kapsamında mıdır?
Bu hüküm, tespit davasının konusunun bir 'hak' veya 'hukuki ilişki' olması gerektiğini, sadece somut bir olayın veya durumun (maddi vakıanın) tespitinin istenemeyeceğini belirtir. Örneğin, bir trafik kazasında kimin kusurlu olduğunun tespiti, tek başına bir tespit davası konusu olamaz; bu ancak bir tazminat davası (eda davası) içinde bir ön sorun olarak ele alınır. Sadece maddi vakıaların tespiti için başvurulacak yol, tespit davası değil, delil tespiti kurumudur (HMK m. 400 vd.). Ancak, bir maddi vakıa, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığını veya yokluğunu belirlemede temel oluşturuyorsa, o hukuki ilişkiyle bağlantılı olarak tespit davasına konu olabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/16018 E., 2017/587 K. sayılı kararına göre, bir yapının riskli olup olmadığının tespiti talebi, HMK m. 106 kapsamında bir tespit davasıdır ve adli yargıda görülmelidir. Burada 'riskli yapı' olma durumu, mülkiyet hakkından kaynaklanan hak ve yükümlülükleri (örneğin, yıkım kararına karşı durma hakkı) doğrudan etkileyen bir hukuki durumun tespiti olarak kabul edilmektedir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-106-tespit-davasi.html)