Bir yargılama sırasında sanık hakkında suç duyurusunda bulunan hakimin, daha sonra aynı sanığın o suç duyurusuna konu olan davasına bakması, hakimin tarafsızlığı ilkesi açısından nasıl bir sorun teşkil eder ve Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?
Bu durum, hakimin tarafsızlığı ilkesi açısından ciddi bir sorun teşkil eder. Bir hakim, bir fiilin suç oluşturduğu kanaatine vararak suç duyurusunda bulunduğunda, o fiil ve fail hakkında peşin bir kanaate, yani 'ihsas-ı rey'de bulunmuş olur. Bu durum, hakimin daha sonra bakacağı davada objektif olarak tarafsız kalamayacağı yönünde haklı bir şüphe doğurur. Bu, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilir. Yargıtay kararlarında bu konuda bir içtihat birliği yoktur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 10.12.2020 tarihli kararı gibi bazı kararlar, bu durumu 'tarafsızlığı şüpheye düşürecek hal' (CMK m. 24) kabul edip bozma nedeni sayarken; Yargıtay 13. ve 18. Ceza Dairelerinin bazı kararları ise, CMK m. 22 ve 23'te sayılan mutlak yasaklılık hallerinden olmadığı, suç duyurusunda bulunmanın soruşturma faaliyeti sayılamayacağı ve usul ekonomisi gibi gerekçelerle hukuka aykırılık görmemiştir. Ancak, özellikle adil yargılanma hakkı perspektifinden bakıldığında, suç duyurusunda bulunan hakimin aynı davaya bakması, hakimin tarafsızlığına gölge düşüren ve CMK m. 24 kapsamında bir ret sebebi veya CMK m. 30/2 kapsamında bir çekinme sebebi oluşturan önemli bir durumdur. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/suc-duyurusunda-bulunan-hakimin-daha-sonra-yargilamaya-bakan-hakim-olmasi-ile-dosyası-tefrik-edilen-sanik-bakimindan-daha-once-karar-veren-hakimin-davaya-bakmasinin-hakimin-tarafsizligi-bakimindan-degerlendirilmesi)