Bilinçli taksirin tanımında yer alan 'kişinin öngördüğü neticeyi istememesi' unsuru, failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir 'güven' veya 'inanç' taşımasını gerektirir mi? Bu güvenin kaynağı ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335040

Evet, gerektirir. Doktrin ve Yargıtay uygulamasına göre, bilinçli taksirde failin neticeyi istemediğini söyleyebilmek için, neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güven veya inanç taşıması gerekir. Bu güven veya inanç, soyut bir umut veya temenni olmamalıdır. Failin kendi kişisel yeteneğine, tecrübesine, ustalığına veya somut olaydaki özel koşullara (örneğin, yolun boş olması, mesafenin yeterli olması gibi) dayanarak neticenin meydana gelmeyeceğine inanması gerekir. Eğer failin bu güveni, tamamen dayanaksız, gerçekçi olmayan bir şansa veya kadere bağlıysa, bu durum bilinçli taksir değil, olası kast olarak değerlendirilebilir. (Bkz: Olası Kast ile Bilinçli Taksir Kesismeleri makalesi)