Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/441 K. sayılı karara itirazında, 'sanığın arama ve el koyma işlemine itirazının bulunmaması' ve 'hükmün münhasıran arama sonucu elde edilen delile dayanmaması' gibi gerekçelerle hukuka aykırı delilin kullanılabileceğini savunması, Anayasa m.38/6 ve CMK m.217/2 karşısında nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #335031

Bu savunma, Anayasa m.38/6 ('Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.') ve CMK m.217/2 ('Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.') hükümleriyle çelişmektedir. Bu hükümler, 'mutlak delil yasakları' olarak kabul edilir. Bir delilin hukuka aykırı olduğu saptandığında, sanığın buna itiraz edip etmemesi, delilin güvenilir olup olmaması veya hükmün tek dayanağının o delil olup olmaması sonucu değiştirmez. Hukuka aykırı delil, hiçbir surette ve hiçbir gerekçeyle sanık aleyhine delil olarak değerlendirilemez ve mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. Bu, 'hukuk devleti' ilkesinin ve adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir. YCGK da bu yönde karar vererek Başsavcılığın bu görüşünü kabul etmemiştir.