Bir trafik kazasında, hem alkollü hem de aşırı hızlı olan bir sürücünün, bir yayanın ölümüne neden olması durumunda, bu fiilin 'olası kast' mı yoksa 'bilinçli taksir' mi olarak değerlendirileceği konusunda Yargıtay'ın yaklaşımını tartışınız.
Yargıtay'ın genel yaklaşımı, bu tür durumlarda dahi eylemi 'bilinçli taksir' olarak kabul etme yönündedir. Alkol ve aşırı hız, failin dikkat ve özen yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ettiğini ve kusurunun yoğun olduğunu gösterir. Bu durum, bilinçli taksirin varlığını güçlendirir ve cezanın TCK m. 22/3 ve m. 61 uyarınca üst sınıra yakın belirlenmesini gerektirir. Ancak Yargıtay, 'olası kast'ın kabulü için, failin bu kural ihlallerine ek olarak, somut bir neticeyi (örneğin, yaya geçidindeki bir yayaya çarpacağını) öngördüğünü ve bu neticeyi umursamadığını, önlemek için hiçbir çaba göstermediğini gösteren daha özel bir kanıt arar. Sadece alkollü ve hızlı olmak, otomatik olarak 'olursa olsun' şeklinde bir kabullenme anlamına gelmez; failin 'bana bir şey olmaz, kaza yapmam' şeklindeki özgüveniyle (hatalı da olsa) hareket ettiği varsayılır. Bu nedenle, istisnai durumlar hariç, bu tür olaylar genellikle bilinçli taksir olarak nitelendirilir.