YCGK'nın 2020/296 sayılı kararında da atıf yapıldığı üzere, temyiz incelemesinde 'doğrudan doğruyalık ilkesi' ne anlama gelir ve bu ilke Yargıtay'ın maddi olayı denetlemesini nasıl sınırlar?
'Doğrudan doğruyalık ilkesi', yargılamayı yapan hakimin, delillerle (tanık, sanık, bilirkişi, belge vb.) arada hiçbir vasıta olmadan, doğrudan temas kurması anlamına gelir. Hakim, tanığı bizzat dinler, sanığı sorgular, delili bizzat inceler ve bu doğrudan temastan edindiği izlenime göre vicdani kanaatini oluşturur. Temyiz mahkemesi olan Yargıtay ise delillerle bu şekilde doğrudan bir temas kuramaz; sadece dosya üzerinden bir inceleme yapar. Bu nedenle, Yargıtay, delillerin değerlendirilmesi ve ispat açısından doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca oluşan olay hakiminin vicdani kanaatine kural olarak müdahale edemez. Ancak bu kanaatin, dosyadaki verilerle ve mantık kurallarıyla açıkça çelişmesi halinde, bu sınırı aşarak maddi olaydaki hukuka aykırılığı denetleyebilir.