Bir sanık hakkında hem 'zeka geriliği' hem de 'organik olmayan psikoz' teşhisi konulmuş olması, cezai ehliyetinin değerlendirilmesinde nasıl bir yaklaşım gerektirir?
Bu durum, karmaşık ve çift tanılı bir psikiyatrik tabloyu ifade eder ve çok titiz bir değerlendirme gerektirir. 'Zeka geriliği' genellikle algılama yeteneğini, 'psikoz' (sanrılar, halüsinasyonlar gibi gerçeklikten kopuşu içeren durumlar) ise hem algılama hem de irade yeteneğini derinden etkileyebilir. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu'ndan alacağı raporda, bu iki durumun tek tek ve birbiriyle etkileşim içinde, suç anında sanığın algılama ve irade yeteneklerini ne ölçüde etkilediğini net bir şekilde ortaya koymasını istemelidir. Raporun sonucuna göre, sanığın durumu TCK m. 32/1 (kusur yeteneği yok veya önemli derecede azalmış) veya TCK m. 32/2 (kusur yeteneği azalmış) kapsamında değerlendirilecektir. Sadece bir tanıya odaklanmak hatalı sonuçlara yol açabilir. (Bkz: Yargıtay 4. CD - Karar: 2015/26411)