Sanığın, kendisinde 'antisosyal kişilik bozukluğu' bulunduğunu ileri sürmesi, TCK m.32 açısından bir anlam ifade eder mi? Bu durumun cezai ehliyete etkisi nedir?
Antisosyal kişilik bozukluğu, psikiyatride bir akıl hastalığı olarak değil, bir kişilik bozukluğu olarak sınıflandırılır. Kural olarak, kişilik bozuklukları tek başına cezai ehliyeti ortadan kaldıran veya azaltan bir neden olarak kabul edilmez. Çünkü bu kişiler genellikle eylemlerinin anlam ve sonuçlarını algılayabilir ve iradelerini kontrol edebilirler. Ancak, Yargıtay kararlarında (örn: Yargıtay 1. CD - Karar: 2015/1612) görüldüğü üzere, eğer antisosyal kişilik bozukluğuna, cezai ehliyeti etkileyebilecek başka bir psikiyatrik hastalık (psikoz, depresyon vb.) eşlik ediyorsa veya kişilik bozukluğu çok ağır bir düzeydeyse, bu durumun TCK m.32 kapsamında bir değerlendirme gerektirebileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle mahkeme, bu iddia karşısında da uzman raporu alarak durumu netleştirmelidir.