Paranoid ve borderline kişilik bozukluğu gibi teşhisler, TCK m.32 kapsamında bir 'akıl hastalığı' olarak değerlendirilebilir mi? Mahkemenin bu tür durumlarda izlemesi gereken yol nedir? (Yargıtay 1. CD - Karar: 2015/4770)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #334802

Evet, bu tür kişilik bozuklukları, eğer kişinin algılama veya irade yeteneğini TCK m.32'de belirtilen derecelerde etkiliyorsa, bir 'akıl hastalığı' veya 'akıl zayıflığı' olarak kabul edilebilir. Kişilik bozuklukları, tek başlarına cezai ehliyeti ortadan kaldırmazlar, ancak özellikle paranoid düşüncelerin (sanrıların) eşlik ettiği durumlarda, kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını veya davranışlarını yönlendirmesini etkileyebilirler. Yargıtay'ın ilgili kararında da belirttiği gibi, bu tür teşhislerin varlığı halinde, mahkemenin sanığı Adli Tıp Kurumu'na sevk ederek, gerekirse Gözlem İhtisas Dairesi'nde müşahede altında tutulmasını sağlayıp, bu bozuklukların suç anındaki cezai ehliyetine etkisini kesin olarak tespit ettirmesi gerekir. Ayakta yapılan muayene raporu yetersiz kalabilir.