Sanık hakkında 'hafif derecede zeka geriliği' (mental retardasyon) tespiti içeren bir raporun varlığı halinde, mahkemenin sadece TCK m.31 (yaş küçüklüğü) açısından değil, aynı zamanda TCK m.32 (akıl hastalığı/zayıflığı) açısından da bir değerlendirme yapması gerekir mi? (Yargıtay 13. CD - Karar: 2014/22431)
Evet, gerekir. Yargıtay'ın ilgili kararında belirttiği gibi, 'hafif derecede zeka geriliği' tespiti, hem çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yaşı itibarıyla gelişip gelişmediği (TCK m.31/2), hem de bu durumun TCK m.32 kapsamında bir akıl zayıflığı teşkil edip etmediği yönünden bir değerlendirmeyi zorunlu kılar. Bu iki durum birbiriyle karıştırılmamalıdır. Bir çocuk, yaşına göre algılama yeteneği gelişmiş olabilir, ancak mevcut zeka geriliği nedeniyle irade yeteneği TCK m.32 anlamında azalmış olabilir. Bu nedenle mahkeme, alacağı bilirkişi raporunda her iki maddenin de (m.31 ve m.32) koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesini istemeli ve sonucuna göre bütüncül bir karar vermelidir.