Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/541 K. sayılı kararında, mühür bozma suçunun 'kamu güvenine karşı suçlar' bölümünde düzenlenmiş olmasının, suçun niteliğinin yorumlanmasındaki etkisini tartışınız.
Karşı oy yazılarında ve savcılık itirazında, mühür bozma suçunun koruduğu hukuki değerin 'kamu idaresinin otoritesi' olduğu, dolayısıyla mührü koyan makamın bir kamu otoritesi olması gerektiği savunulmuştur. Suçun eski TCK'da 'Devlet İdaresi Aleyhine' suçlar bölümünde yer alması bu görüşü destekler nitelikteydi. Yeni TCK'da ise suç 'Kamu Güvenine Karşı Suçlar' bölümüne alınmıştır. Çoğunluk görüşü, bu yer değişikliğinden hareketle, kanun veya yetkili makam emriyle konulan bir mührün bozulmasının, o mührü koyanın statüsünden bağımsız olarak, toplumsal yaşamdaki güveni (kamu güvenini) sarstığını kabul etmiştir. Bu yorum, özelleştirilmiş bir şirketin kanuni yetkiye dayanarak koyduğu mührün de TCK m. 203 kapsamında korunmasını sağlamıştır. Yani, suçun koruduğu hukuki yararın 'devlet otoritesi'nden daha geniş olan 'kamu güveni' olarak yorumlanması, suçun kapsamını genişletmiştir.