Mahkemenin, tanıkların sanıklar aleyhine 'şahsi yorumlarda' bulunmalarına izin vermesi ve bu beyanları hükme esas alması neden hukuka aykırıdır? Tanığın görevi ve beyanının kapsamı ne olmalıdır?
Bu durum hukuka aykırıdır çünkü tanığın görevi, beş duyu organıyla bizzat gördüğü, duyduğu veya algıladığı olayları ve olguları mahkemeye aktarmaktır. Tanık, bir bilirkişi değildir; olaylar hakkında kişisel yorum, kanaat, tahmin veya hukuki değerlendirme yapamaz. Tanığın bu tür şahsi yorumları, objektif olgulara değil, kendi sübjektif değerlendirmelerine dayandığı için delil niteliği taşımaz. Mahkemenin bu tür beyanlara izin vermesi ve bunları hükmüne dayanak yapması, hem tanıklık kurumunun amacını aşar hem de sanık hakkında objektif delillere dayanmayan bir kanaat oluşturulmasına yol açar. Bu durum, adil yargılanma hakkını ve delillerin serbestçe ama akılcı değerlendirilmesi ilkesini ihlal eder. Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararında bu husus, tanık beyanlarının güvenilirliğinin sorgulanmaması olarak eleştirilmiştir. (Bkz: Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/4672-1 E. Karar İncelemesi, yargitayin-ceza-muhakemesi-uzerine-verdigi-bir-kararin-incelenmesi.html)