Sanığın 'kleptomani' (hırsızlık hastalığı) rahatsızlığı olduğunu iddia etmesi karşısında, mahkemenin bu iddiayı nasıl araştırması gerekir? Bu hastalığın farklı suç türleri açısından cezai ehliyete etkisi nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #334564

Sanığın kleptomani iddiası, TCK m. 32 kapsamında bir akıl hastalığı iddiası olup ciddiye alınmalı ve araştırılmalıdır. Mahkeme, sanığı Adli Tıp Kurumu'na sevk ederek suç tarihi itibarıyla kleptomani rahatsızlığının bulunup bulunmadığını, varsa bu rahatsızlığın hırsızlık suçu özelinde 'davranışlarını yönlendirme (irade) yeteneğini' ortadan kaldırıp kaldırmadığını veya önemli derecede azaltıp azaltmadığını tespit ettirmelidir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/93 sayılı kararı bu yöndedir. Önemli olan, hastalığın işlenen fiil üzerindeki etkisidir. Kleptomani hastası bir kişinin hırsızlık suçunda irade yeteneği olmayabilirken, aynı kişinin örneğin kasten yaralama veya hakaret gibi başka bir suçu işlerken algılama ve irade yeteneğinin tam olması mümkündür. Bu nedenle, raporun işlenen suçla bağlantılı olarak değerlendirme yapması kritik öneme sahiptir. (Bkz: Kleptomani Hastalığının Tespiti Amacıyla Adli Tıp Kurumu Raporu, Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Karar: 2017/93, akil-hastaligi-veya-zayifliginin-cezai-ehliyete-etkisi-nedir.html)