Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/2330 K. sayılı kararında eleştirilen, 'iletişimin tespiti ve kayda alınması kararlarında önceki iletişim tespit tutanaklarından bahsedildiği, ancak bunların da denetime elverişli şekilde dosyada yer almadığı' tespiti, hangi ceza muhakemesi ilkesinin ihlaline işaret etmektedir?
Bu tespit, 'denetlenebilirlik' ve buna bağlı olarak 'gerekçeli karar' ilkelerinin ihlaline işaret etmektedir. İletişimin denetlenmesi gibi ağır bir koruma tedbirine karar verilirken, kararın dayanağı olan 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe'nin ne olduğunun kararda ve talep yazısında açıkça gösterilmesi gerekir. Eğer bu şüphe, önceki dinleme kayıtlarına dayanıyorsa, o kayıtların veya içeriklerini özetleyen tutanakların da denetimi yapacak olan sonraki merciye (örneğin uzatma kararı verecek hâkime veya temyiz incelemesi yapacak Yargıtay'a) sunulması zorunludur. Dayanak deliller dosyada olmadan verilen bir karar, gerekçesiz ve denetimden yoksun bir karar niteliğindedir. Bu durum, kararın hukuka uygunluğunu şüpheli hale getirir ve adil yargılanma hakkını zedeler. (Bkz: Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/4672-1 E. Karar İncelemesi, yargitayin-ceza-muhakemesi-uzerine-verdigi-bir-kararin-incelenmesi.html)