'Anksiyete bozukluğu' tanısı, tek başına kişinin cezai ehliyetinin araştırılmasını gerektiren bir akıl hastalığı olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/115 K. sayılı kararındaki değerlendirmeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #334500

Hayır, tek başına yeterli değildir. Yargıtay CGK'nın 2012/115 K. sayılı kararında, 'anksiyete bozukluğu'nun (kaygı, bunaltı) her insanın belirli durumlarda yaşayabileceği bir duygu olduğu ve kişinin işlevselliğini bozmadığı sürece bir hastalık olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Karara konu olayda, sanığa askerliğinin ilk dönemlerinde konulan bu tanının, sivil hayattan disiplinli askeri hayata geçişin yarattığı sıkıntının bir sonucu olduğu ve TCK m. 32 anlamında cezai ehliyeti etkileyen bir akıl hastalığına işaret etmediği kabul edilmiştir. Dolayısıyla, her psikolojik tanı veya rapor, TCK m. 32 kapsamında bir araştırma yapılmasını otomatik olarak gerektirmez; raporun içeriği ve tanının niteliği önemlidir. (Bkz: Yargıtay CGK - Karar No: 2012/115, akil-hastaligi-veya-zayifliginin-cezai-ehliyete-etkisi-nedir.html)