Temyiz dilekçesinde 'usule ve yasaya aykırı' şeklindeki bir ifadenin Yargıtay tarafından hem maddi hem de usul hukukuna ilişkin bir sebep olarak kabul edilip tam bir inceleme yapılması yerine, sadece maddi hukuka ilişkin bir sebep olarak kabul edilip usul hukuku açısından incelemenin CMK m. 289 ile sınırlandırılmasının teorik dayanağı nedir?
Teorik dayanak, CMK'nın temyiz incelemesinin sınırlarını düzenleyen 294. ve 301. maddelerindeki lafzi ve sistematik yorumdur. Yargıtay CGK kararlarında (örn: 2020/296 K.) vurgulandığı üzere, kanun koyucu muhakeme (usul) hukukuna aykırılık iddialarının somutlaştırılmasını, yani hangi usul kuralının hangi olayla ihlal edildiğinin belirtilmesini aramaktadır. 'Usule aykırı' ifadesi bu somutluğu taşımamaktadır. Buna karşın, maddi hukuka aykırılıklar için böyle bir somutlaştırma zorunluluğu öngörülmemiştir. 'Yasaya aykırı' ifadesi, Yargıtay'ın içtihat birliğini sağlama ve maddi hukuku doğru uygulama görevini harekete geçirmek için yeterli bir iddia olarak kabul edilmektedir. Bu ayrım, Yargıtay'ın rolünü bir içtihat mahkemesi olarak konumlandırma ve her usuli hatayı re'sen inceleme yükünden kurtararak, temel hak ihlalleri (CMK m. 289) ve maddi hukuk uyuşmazlıklarına odaklanmasını sağlama amacına dayanmaktadır. (Bkz: Ceza Genel Kurulu - Karar: 2020/296, temyiz-nedeni-temyiz-dilekcesinde-temyiz-sebebi-gosterilmemesi.html)