Yargıtay CGK'nın 2020/194 ve 2020/296 sayılı kararlarında, temyiz incelemesinin kapsamına ilişkin olarak maddi hukuk ve muhakeme hukuku aykırılıkları arasında yapılan ayrımın temel mantığı nedir? Neden maddi hukuka ilişkin genel bir aykırılık iddiası yeterli görülürken, muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıkların somutlaştırılması istenmektedir?
Bu ayrımın temel mantığı, Yargıtay'ın rolü ve denetim yetkisinin niteliği ile ilgilidir: - **Maddi Hukuk:** Maddi hukukun (TCK vb.) ne olduğunu nihai olarak söyleme ve ülke genelinde yeknesak uygulanmasını sağlama görevi Yargıtay'a aittir. Bu nedenle, bir kararın 'yasaya aykırı' olduğu iddiası, Yargıtay'ın bu temel görevini harekete geçirmek için yeterlidir. Yargıtay, dilekçedeki sebeple bağlı kalmaksızın, dosyaya yansıyan tüm maddi hukuk hatalarını (suç vasfı, ceza tayini vb.) re'sen inceleyebilir. Bu, adaletin tesisi ve içtihat birliği için zorunludur. - **Muhakeme Hukuku:** Muhakeme hukuku (CMK) kuralları, yargılamanın yürütülüş biçimine ilişkindir. Bu alandaki her aykırılık, hükmün sonucunu etkilemeyebilir (nispi aykırılıklar). Temyiz edenin, hangi usul kuralının, hangi somut olayla ihlal edildiğini ve bunun hükmü nasıl etkilediğini belirtmesi, Yargıtay'ın denetimini somutlaştırması ve gereksiz bozmalardan kaçınması için gereklidir. Kanun koyucu (CMK m. 301), bu nedenle muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıkların somutlaştırılmasını aramıştır. (Bkz: Ceza Genel Kurulu - Karar: 2020/194 ve 2020/296, temyiz-nedeni-temyiz-dilekcesinde-temyiz-sebebi-gosterilmemesi.html)