Temyiz dilekçesinin içeriği ve kapsamı bakımından CMUK ile CMK arasındaki temel farklardan biri olan 're'sen temyiz' anlayışının terk edilmesinin sonuçları nelerdir?
1412 sayılı CMUK döneminde, Yargıtay'ın temyiz dilekçesindeki sebeplerle bağlı olmaksızın re'sen (kendiliğinden) hukuka aykırılıkları inceleme yetkisi daha genişti. 5271 sayılı CMK ise, istinafın getirilmesiyle birlikte bu anlayışı büyük ölçüde terk etmiştir. Bu değişikliğin temel sonuçları şunlardır: 1. **Sebeple Bağlılık İlkesi:** Yargıtay, kural olarak sadece temyiz dilekçesinde belirtilen hukuka aykırılıkları inceler (CMK m. 301). Dilekçede belirtilmeyen bir hukuka aykırılık (mutlak bozma nedenleri hariç) inceleme konusu yapılmaz. 2. **Temyiz Sebebi Gösterme Zorunluluğu:** Temyiz edenin, hükmün neden bozulmasını istediğini dilekçesinde göstermesi zorunlu hale gelmiştir (CMK m. 294). 3. **Temyiz İsteminin Reddi:** Hiçbir sebep içermeyen temyiz dilekçeleri, usulden reddedilir (CMK m. 298). Bu değişikliklerle Yargıtay'ın bir 'içtihat mahkemesi' olarak konumlandırılması ve sadece hukuki sorunlara odaklanması amaçlanmıştır. (Bkz: Ceza Genel Kurulu - Karar: 2020/194, temyiz-nedeni-temyiz-dilekcesinde-temyiz-sebebi-gosterilmemesi.html)